12 Eylül 2012 Çarşamba

Bir Yolcu Urla'da



Urla İzmir'in en büyük ilçelerinden ve cok eski bir tarihe şahitlik yapmış bir bölgedir. Urla yıllarca bir cok medeniyette ev sahipliği yapmış topraklara sahiptir. Urla, gerek insanıyla gerekse sahip oldugu olağanüstü dogasiyla insanı kendine hayran bırakıyor. Urla, İzmir il merkezine uzaklığa 35 km uzaklıkta bulunmaktadır. Doğusunda Guzelbahce, Narlidere, Balçova gibi ilçeler bulmaktadir. Batısında ise Cesme, kuzeybatısında Mordoğan ve Karaburun'a komşudur. Ayrıca, 16 tane koye de ev sahipliği yapmaktadır. Her bir koyün kendi icinde sahip oldugu karakteristik özellikleri bulunmaktadır fakat Yagcilar koyü bunların icinde en bilinen köydür ve her sene yüzlerce insan burayı ziyaret etmektedir. 2000 yılı genel nüfus sayımında Urla'nin toplam nüfusunun 49,269 oldugu belirlenmiştir. Bu nüfusun 36,759 u ilçe merkezinde, 12,690 ise koylerde yaşamaktadır.

İlçe de İzmir'in en büyük üniversitelerinden biri olan İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü yerleşkesi bulunmaktadır. Ayrıca, Ege Üniversitesi'ne bağlı Su Ürünleri Fakültesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz İşletmeciliği ve Yönetim Yüksek okulu da Urla da bulunmaktadır.

Doğal güzelliklerinin on plana çıktığı Urla tarihi bakımdan da son yıllarda artan arkeolojik kazılarda gün yüzüne çıkan bir cok tarihi merkezle insanları buluşturmaya devam etmektedir. Urla da yapılan arkeolojik kazılarda İskele mahallesi Limantepe Höyüğünde M.Ö 4000lere kadar tarihlenebilen bir merkez oldugu ortaya çıkarılmıştır. Eski dönemlerden kalma ve Efes Antik Kenti'nden sonra en büyük liman kenti oldugu ortaya çıkartılmış Klazomenai de bu bölgede bulunmaktadır. Tarihinde ilk zeytinyağı üretiminin yapıldığı bu yerleşkede, eski şişelere ulaşıldığı ve zeytinyağının nasıl üretildiği de daha sonradan restore edilmiş bir bölgede ziyaretçilere paylaşılmaktadir.

Son olarak Urla kıyıları önünde bulunan 12 ada, en güzel sekilde Cesmealtina bağlı Güvendik bölgesinden seyredilebilmektedir. Ayrıca, cok güzel restaurantlara sahip olan bölgede güzel bir aksam yemeği eşliğinde bu muhteşem manzarayı izlemenizi tavsiye ederim.

A passanger stories in Urla.
Bir Yolcunun Hikayeleri, Urla


Ildır / Erythrai



Antik bir kent, antik bir yaşam ve değeri bilinememiş bir kent. Ildır köyü İzmir'in en güzel parçalarından biri olan Çeşme'ye bağlı doğasıyla, yaşamıyla ve insanlarıyla antik zamanlara tanıklık etmiş bir kent. Bu kentin adı da Erythrai herkesin görmesi gereken muhteşem bir doğaya sahip.  Ulaşım kısımına gelince Adnan Menderes Havalanından ulaşım son derece kolay olmakla beraber yaklaşık 1 saatlik bir yolculuk sonunda Ildır'a ulaşıyoruz. Ildır merkeze geldikten sonra Erythrai antik kentinin tabelasını görüyoruz. Yaklaşık yarım saatlik bir yürüme mesafesinde.

. ldırı köyünün antik dönemdeki adı Erythrai’dir. Erythrai sözcüğünün Yunanca’da “kırmızı” anlamına gelen Erythros’tan türediği, kent toprağını kırmızı renginden dolayı Erythra’nin “Kızıl Kent” anlamında kullanıldığı sanılmaktadır. Bir başka varsayıma göre ise kent adını ilk kurucu Giritli Rhadamanthes’in oğlu Erythros’tan almıştır.
Kentte ele geçen bulgular, bu yörede ilk Tunç Çağ’ından bu yana yerleşimin olduğunu göstermiştir. İkinci kolonileşme döneminde kent, Atina Kralı Kadros soyundan gelen Knopos yönetimindeydi. Başlangıçta krallık ile yönetilen kent sonraları yine kral soyundan olan ancak halkın seçtiği Basileuslar tarafından yönetildi. Ion kentlerinin aralarında kurdukları Panionion dinsel ve siyasal birliğe katıldılar. Kent Pythagoras’la birlikte kısa süreli tiranlık dönemi yaşamış, bu dönemde üreterek dışarı sattığı değirmen taşlarıyla önem kazanmıştır.
Erythrai, Lidya ve daha sonra da Persler’in eline geçer. Pers boyunduruğuna karşı diğer Ion kentleri gibi ayaklanmaya katılan kente, bütün Ion kentleriyle birlikte M.Ö. 334'te İskender, bağımsızlığını kazandırır. İskender'in ölümünden sonra çıkan kargaşalar sonucu birçok el değiştiren Erythrai Pergamon Krallığı'nın eline geçer. M.Ö.133' te Roma İmparatorluğu içinde özgür bir kent statüsü kazanır. Bu dönemde şarabı, keçileri, değirmen taşları ve kadın kahinleri Sibyl ile Herophile ile ün kazandı.
M.Ö.1 yy.'da depremler, savaşlar ve Romalı komutanların yağmaları yüzünden büyük yıkıma uğrayan yöre; 16.yy'dan sonra Ilderen ve Ildırı adlarıyla anılmaya başladı.
Şehirde 1963-1966 yılları arasında Prof.Hakkı Gültekin ve sonraları Prof. Ekrem Akurgal tarafından kazı çalışmaları yapılmıştır. İlk önce M.Ö. 3.yy. sonlarında yapıldığı sanılan akrapolün kuzey yamaçlarındaki antik tiyatro toprak altından çıkarıldı. Akrapol'ün en yüksek düzlüğünde yapılan araştırmalarda da Athena tapınağına ait kalıntılar bulundu. Şehrin etrafının 5 km. uzunluğunda surla çevrili olduğu anlaşıldı. Tiyatro kısmen açığa çıkarıldı ve restorasyon çalışmaları yarım kaldı. Araştırmalarda akrapolde M.Ö.6. ve 7.yy'dan kalma çanak, çömlek, taş ve topraktan figürler bulundu. Bunlar Erythrai şehrinin en eski tarihi buluntularıdır.

 Ildır'a toplu taşımayla gitmek için, Üçkuyular terminalinden kalkan Ildır-İzmir dolmuşlarıyla 1,30 saatlik bir yolculuğun ardından da ulaşabilirsiniz. 
Ücret: 10 TL
Fotoğraflar: ACS